7582 Sayılı Kanun Kapsamında 20 Yıllık Gelir Vergisi İstisnası: Türkiye’de Yerleşmiş Sayılan Gerçek Kişiler İçin Hukuki Değerlendirme
1. 7582 Sayılı Kanun ile Türk Vergi Mevzuatında Neler Değişti?
4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, vergi mevzuatında önemli değişiklikler yapmıştır. Kanunla Gelir Vergisi Kanunu başta olmak üzere çeşitli vergi kanunlarında değişikliğe gidilmiş; bu değişikliklerden biri de Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen Mükerrer 20/D maddesi olmuştur.
Yeni düzenleme ile belirli şartları sağlayan gerçek kişilerin Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratları için yirmi yıl süreyle gelir vergisi istisnası öngörülmüştür.
Kanunun genel gerekçesinde de ifade edildiği üzere düzenlemenin amacı; Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar ve nitelikli iş gücü bakımından cazibesini artırmak, ülkeye döviz girişini teşvik etmek ve ekonomik hareketliliği desteklemektir. Bu yönüyle düzenleme, yalnızca bireysel bir vergi avantajı değil, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik bir ekonomi politikası olarak değerlendirilebilir.
Ancak kamuoyunda oluşan algının aksine, söz konusu düzenleme Türkiye’ye taşınan herkes için otomatik olarak uygulanacak genel bir vergi avantajı getirmemektedir. Kanunda öngörülen şartların birlikte gerçekleşmesi ve elde edilen gelirin istisna kapsamına girmesi gerekmektedir.
2. Gelir Vergisi İstisnasından Yararlanmanın Temel Şartları
Gelir Vergisi Kanunu’nun Mükerrer 20/D maddesi, istisnadan yararlanabilmek için iki temel şart öngörmektedir.
- İlk olarak kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılması gerekmektedir.
- İkinci olarak ise, kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de hem ikametgahının hem de gelir vergisi mükellefiyetinin bulunmamış olması şartı aranmaktadır.
Kanunda özellikle “son üç takvim yılı” ifadesi kullanılmıştır. Bu nedenle değerlendirme, geriye doğru hesaplanan üç yıllık süre üzerinden değil, ilgili takvim yılları esas alınarak yapılacaktır.
Bu şartları sağlayan gerçek kişilerin, diğer koşulların da mevcut olması halinde, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar yirmi yıl süreyle gelir vergisinden istisna tutulabilecektir.
3. Önceki Vergi Mükellefiyeti İstisnadan Yararlanılmasına Engel Midir?
Kanun koyucu uygulamada önem taşıyan bir istisnaya da yer vermiştir.
Buna göre kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önce yalnızca;
- gayrimenkul sermaye iradı,
- menkul sermaye iradı veya
- değer artış kazancı
nedeniyle gelir vergisi mükellefiyetinin bulunmuş olması, tek başına bu istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmez.
Örneğin Türkiye’de sahip olduğu taşınmazdan kira geliri elde eden veya taşınmaz satışından dolayı değer artış kazancı nedeniyle beyanname veren bir kişinin, diğer şartları taşıması halinde Mükerrer 20/D maddesindeki istisnadan yararlanması mümkündür.
4. Türkiye Dışında Elde Edilen Kazanç ve İrat Kavramı Nasıl Değerlendirilmelidir?
Mükerrer 20/D maddesinin uygulamasında en fazla tartışılması beklenen konu, “Türkiye dışında elde edilen kazanç ve irat” kavramının kapsamıdır.
Kanun, hangi gelirlerin bu kapsamda değerlendirileceğini tek tek saymamış; genel bir ifade kullanmayı tercih etmiştir. Bu nedenle yalnızca ödemenin yurt dışından yapılması veya şirketin yabancı bir ülkede kurulmuş olması, tek başına gelirin istisna kapsamında olduğu sonucunu doğurmaz.
Gelirin kaynağının belirlenmesinde; faaliyetin nerede yürütüldüğü, hizmetin fiilen nerede ifa edildiği, gelirin hangi ekonomik faaliyetten doğduğu, hukuki ilişkinin niteliği ve uygulanabilir olması halinde çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle özellikle uluslararası ticari faaliyetler bakımından genel geçer değerlendirmeler yapmak yerine, her somut olayın kendi özellikleri içerisinde incelenmesi daha isabetli olacaktır.
5. Uluslararası Şirket Yapıları Bakımından Düzenleme Nasıl Değerlendirilmelidir?
Son dönemde en çok merak edilen konuların başında, yabancı şirket ortaklarının ve uluslararası girişimcilerin bu düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağı gelmektedir.
Ancak Mükerrer 20/D maddesi, belirli şirket türlerini veya belirli ülkelerde kurulu şirketleri kapsama alan ya da kapsam dışında bırakan özel bir hüküm içermemektedir.
Dolayısıyla yabancı bir şirket ortaklığı, tek başına istisnadan yararlanılması için yeterli olmadığı gibi, tek başına istisnadan yararlanılmasına engel de değildir.
Şirket yapısı, ticari faaliyet modeli, gelirin hukuki niteliği ve ilgili vergi mevzuatı birlikte değerlendirilmelidir.
6. İstisna Kapsamındaki Gelirler İçin Beyanname Verilecek Midir?
Kanun, istisna kapsamındaki kazanç ve iratlar bakımından yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmemesini öngörmektedir.
Kişinin başka gelirleri nedeniyle yıllık beyanname vermesi gerekiyorsa, istisna kapsamındaki gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir.
Bunun yanında, istisna kapsamındaki gelirlerle ilgili gider ve maliyetler vergiye tabi diğer gelirlerin tespitinde dikkate alınamaz. Aynı şekilde bu gelirler nedeniyle yabancı ülkelerde ödenen vergiler de Türkiye’de hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilemez.
7. İstisna Şartlarının Sonradan Kaybedilmesi Halinde Ne Olur?
Kanun, istisnanın uygulanmasına ilişkin denetim mekanizmasını da düzenlemiştir.
İstisna şartlarının gerçekte taşınmadığının sonradan tespit edilmesi halinde, tahakkuk ettirilmeyen vergiler vergi ziyaı hükümleri çerçevesinde tarh edilecektir.
Bu nedenle düzenlemeden yararlanmayı planlayan kişilerin, taşınma süreci tamamlanmadan önce hukuki ve vergisel durumlarını ayrıntılı şekilde değerlendirmeleri önem taşımaktadır.
8. Uygulamaya İlişkin Belirsizlikler ve Hazine ve Maliye Bakanlığının Yetkisi
Mükerrer 20/D maddesinin son fıkrası ile Hazine ve Maliye Bakanlığına düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi verilmiştir.
Dolayısıyla yabancı kaynaklı gelirin kapsamı, belgelendirme yükümlülükleri ve uygulamaya ilişkin diğer teknik konuların önemli bir bölümü, Bakanlık tarafından yayımlanacak ikincil düzenlemelerle netlik kazanacaktır.
Bu nedenle mevcut aşamada, özellikle sınır ötesi ticari faaliyetler ve uluslararası şirket yapıları bakımından kesin sonuçlar içeren değerlendirmeler yapılması yerine, her somut olayın kendi özellikleri çerçevesinde incelenmesi daha doğru olacaktır.
Özetle;
7582 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanununa eklenen Mükerrer 20/D maddesi, Türk vergi sisteminde yeni bir istisna rejimi oluşturmuştur. Düzenleme, belirli şartları sağlayan gerçek kişilerin Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratları bakımından önemli bir vergi avantajı sunmaktadır.Bununla birlikte, düzenlemenin uygulanması yalnızca kanun metninin okunmasıyla değerlendirilebilecek kadar basit değildir. Özellikle son üç takvim yılı şartı, kişinin Türkiye’de yerleşmiş sayılma durumu, elde edilen gelirin hukuki niteliği ve uygulamaya ilişkin yayımlanacak ikincil düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle Türkiye’ye yerleşmeyi planlayan ve yurt dışı kaynaklı gelir elde eden gerçek kişilerin, taşınma kararını vermeden önce hukuki ve vergisel durumlarını kapsamlı şekilde analiz ettirmeleri, ileride doğabilecek vergisel uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Av. İREM ŞİROLU
ZEN LAW PARTNERS
30.06.2026


