Zen Law Partners | Hukuki İnceleme
İstanbul’da son dönemde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşen şiddetli yağışlar, kentin kronik altyapı yetersizlikleriyle birleştiğinde su baskınlarına ve sele dönüşmektedir. Ana arterlerde, alt geçitlerde, dere yataklarına komşu cadde ve otoparklarda sele kapılan ya da tamamen su altında kalarak kullanılmaz hale gelen motorlu araçlar, ciddi bir malvarlığı tasfiyesi ve tazminat uyuşmazlığı doğurmaktadır.
Zarara uğrayan araç maliklerinin, kasko sigortacılarının ve otopark işleticilerinin karşı karşıya kaldığı bu uyuşmazlıklar; sigorta hukuku, idare hukuku ve borçlar hukuku ekseninde çok katmanlı bir sorumluluk rejimine tabidir.
1. Sigorta Hukuku Açısından Araç Hasarlarının Tazmini
Sele kapılan veya su altında kalan bir aracın hasar gördüğü ilk anda gündeme gelen başvuru mercii sigorta poliçeleridir. Ancak uygulamada araç malikleri sıklıkla zorunlu mali mesuliyet (trafik) sigortası ile kasko sigortasını birbirine karıştırmaktadır.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (Trafik Sigortası)
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca akdedilmesi zorunlu olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel ve maddi zararları teminat altına alır. Dolayısıyla sel, seylap veya su baskını neticesinde aracın bizzat kendi bünyesinde oluşan hasarlar trafik sigortası kapsamı dışındadır. Araç maliki, kendi zorunlu trafik sigortasından herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz.
Kasko Sigortası ve Sel Teminatı
Araç malikinin doğrudan kendi sigortacısına başvurabilmesi, yürürlükte bulunan bir Kara Taşıtları Kasko Sigorta Poliçesinin varlığına ve poliçe kapsamına bağlıdır. Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca “sel ve seylap”, kasko poliçelerinde ek sözleşme ile teminat kapsamına dahil edilebilen riskler arasında yer alır. Uygulamada yaygın olarak tercih edilen “Genişletilmiş Kasko” veya “Tam Kasko” poliçelerinde sel ve su baskını teminatı standart paket içerisinde yer almaktadır; ancak “Dar Kasko” tipindeki poliçelerde bu kloza yer verilmemiş olabilir.
Pert-Total (Tam Hasar) Durumu ve Hurda Tescil Belgesi
Motor içine ve elektronik aksama su girmesi sebebiyle motor bloklarının çatlaması, şanzıman ve beyin ünitelerinin oksitlenmesi araçları çoğu zaman onarılamaz veya onarımı ekonomik olmayan bir duruma getirmektedir. Onarım masraflarının aracın riziko tarihindeki piyasa rayiç değerini aşması durumunda “tam hasar” (pert-total) rejimi devreye girer.
Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.3.3.2.2. maddesi gereğince, onarım masraflarının rayiç değeri aşması ve eksper raporuyla onarımın ekonomik olmadığının saptanması hâlinde, araç sahibine tam hasar tazminatının ödenebilmesi için aracın Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği m. 30 uyarınca hurdaya ayrıldığını gösterir hurda tescil belgesinin sigortacıya ibrazı yasal bir ön koşuldur. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/6882, K. 2022/1123 sayılı ve 31.01.2022 tarihli ilamında, sel hasarı nedeniyle pert hesabı yapılarak tazminata hükmedilirken aracın hurdaya ayrıldığına dair tescil belgesinin ibrazı şartının aranmasının zorunlu olduğunu açıkça vurgulamıştır.
Araç malikinin poliçeden kaynaklanan hakları çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na veya Asliye Ticaret Mahkemesine başvurma hakkı bulunmaktadır.
2. İdarenin Sorumluluğu: Hizmet Kusuru ve “Mücbir Sebep” Savunması
Kasko poliçesi bulunmayan araç sahipleri doğrudan; sigortalısına ödeme yapan kasko şirketleri ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1472 uyarınca halefiyet ilkesi çerçevesinde idareye (İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ, ilçe belediyeleri veya Karayolları Genel Müdürlüğü) başvurma hakkına sahiptir.
İdarenin sorumluluğu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 125/son fıkrasında düzenlenen “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” ilkesine dayanır.
İSKİ ve Belediyelerin Kanuni Görevleri
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 2. maddesinin (b) bendi 12 uyarınca:
“Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması…”
açıkça İSKİ’nin kanuni görev ve yetki alanında tanımlanmıştır. Benzer şekilde 5393 sayılı Belediye Kanunu m. 14 ve 15 ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu m. 7 hükümleri, kentsel altyapı, su ve kanalizasyon hizmetlerinin yürütülmesini, yağmur suyu tahliye kanallarının tesisini ve bakımını yerel idarelerin asli yükümlülüğü olarak tayin etmiştir.
“Doğal Afet / Mücbir Sebep” İddiasının Hukuki Sınırları
Davalarda idareler istisnasız olarak “meteorolojik olağanüstülük”, “aşırı yağış”, “doğal afet” ve dolayısıyla “mücbir sebep” savunmasına sığınmakta, bu durumun illiyet bağını kestiğini ileri sürmektedir. Ancak yüksek idari yargı içtihadı bu savunmayı kategorik olarak reddetmektedir.
Danıştay 8. Dairesi, E. 2023/3754, K. 2025/3751 sayılı ve 16.04.2025 tarihli emsal niteliğindeki kararında 1, aşırı yağış ve sel baskını kaynaklı araç zararlarında idarenin sorumluluğunun sınırlarını şu ilkelerle belirlemiştir:
- Kategorik Muafiyet Yoktur: Hiçbir araştırma yapılmadan, kamu hizmetinin kusursuz yürütüldüğü varsayımıyla her aşırı yağışın doğrudan mücbir sebep kabul edilerek davanın reddedilmesi hukuka aykırıdır.
- Kusurlu İdare Afetin Arkasına Sığınamaz: Yağış doğal afet boyutunda olsa dahi, idarenin sorumluluğundaki kamu hizmetlerinin (menfez temizliği, yağmur suyu tahliye hatları, rögar ve mazgal bakımları, dere ıslahları) zamanında ve gereği gibi yürütülmemiş olması, zararın doğumuna veya artmasına sebebiyet vermişse idarenin hizmet kusuru mevcuttur.
- Bilirkişi Heyetinde Meteoroloji Mühendisi Zorunluluğu: Yağışın olağanüstü karakterde olup olmadığının, bölgenin tekerrür debisi hesaplamalarının ve idarenin altyapı kapasitesinin tespiti için mahkemece oluşturulacak bilirkişi heyetinde mutlaka bir meteoroloji mühendisinin yer alması zorunludur.
- İlliyet Bağı Tamamen Kesilmez: Afet hali illiyet bağını tamamen kesmiyorsa, doğa olayının ağırlığı idarenin kusur oranında hakkaniyet indirimi sebebi yapılabilir; ancak davanın tümden reddi sonucunu doğurmaz.
3. Kapalı/Açık Otopark, AVM ve Yediemin İşletenlerinin Sorumluluğu
Sel sularının bir diğer yoğun hasar alanı ise alışveriş merkezlerinin yeraltı otoparkları, sitelerin kapalı garajları ve ücretli açık otoparklardır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 561 vd. uyarınca, otoparka araç bırakılması hukuki niteliği itibariyle bir saklama (vedia) sözleşmesi teşkil eder. İşleten, basiretli bir tacir gibi davranarak (TTK m. 18/2) uhdesine bırakılan aracı her türlü tehlikeye karşı gözetmek ve korumakla yükümlüdür.
- Su tahliye pompalarının (dalgıç pompalar) çalışır vaziyette tutulmaması,
- Jeneratör desteğinin bulunmaması,
- Otopark giriş bariyerleri ve su engelleme eşiklerinin inşa edilmemiş olması,
- Meteorolojik uyarılara rağmen araç sahiplerine erken tahliye bildiriminde bulunulmaması,
otopark işleticisinin akdi sorumluluğunu doğurur. Bu hallerde araç maliki, doğrudan otopark işleticisine karşı genel mahkemelerde (tüketici veya ticaret mahkemesi) maddi tazminat davası ikame edebilir.
4. Takip Edilmesi Gereken Usulî Süreç ve Hak Düşürücü Süreler
İdareye karşı tam yargı davası açılması sıkı usul kurallarına bağlanmıştır. Hak kaybı yaşanmaması adına izlenmesi gereken adımlar şunlardır:
Adım 1: Delil Tespiti
Sel felaketinin akabinde araç yerinden oynatılmadan veya temizlenmeden önce kolluk kuvvetlerince olay yeri tutanağı tanzim ettirilmeli; varsa itfaiye raporu temin edilmelidir. Gecikmeksizin yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi’nden HMK m. 400 vd. kapsamında delil tespiti talep edilerek araçtaki su seviyesi, çamur izleri, elektronik hasar ve piyasa rayiç kaybı bilirkişi marifetiyle zapta geçirilmelidir.
Adım 2: İdareye Zorunlu Ön Başvuru (İYUK m. 13)
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 13/1 uyarınca 11, idari eylemlerden doğan zararların tazmini için doğrudan idari dava açılamaz. Zarar görenlerin:
- Eylemi öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl,
- Ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde,
ilgili idareye (örneğin İBB ve İSKİ) yazılı bir dilekçe ile başvurarak zararın giderilmesini talep etmeleri zorunludur.
Adım 3: Dava Açma Süresi
İdarenin bu başvuruya 30 gün içinde cevap vermesi gerekir 11. İdare başvuruyu açıkça reddederse ret kararının tebliğinden itibaren; 30 gün içinde cevap vermeyerek zımnen reddederse bu sürenin bittiği tarihten itibaren 60 gün içinde yetkili İdare Mahkemesi’nde tam yargı davası açılmalıdır (İYUK m. 7 ve m. 13)
Hukuki Karar ve Mevzuat Kaynakçası
- Danıştay 8. Dairesi, E. 2023/3754, K. 2025/3751, T. 16.04.2025
Karar Metni Bağlantısı
(Aşırı yağış ve sel kaynaklı araç hasarlarında mücbir sebep savunmasının kategorik olarak kabul edilemeyeceği, idarenin altyapı hizmet kusurunun meteoroloji mühendisi bilirkişi marifetiyle incelenmesi gerektiği yönündeki bozma kararı) - Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/6882, K. 2022/1123, T. 31.01.2022
Karar Metni Bağlantısı
(Kasko sigortalı aracın sel neticesinde tam hasara/perte uğraması durumunda hurda tescil belgesi ibrazı şartıyla tazminat ödenmesine ilişkin ilam) - 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13
(İdari eylemlerden doğan zararlarda idareye ön başvuru ve dava açma süreleri) - 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun m. 2
(İSKİ’nin yağış sularının toplanması ve uzaklaştırılmasına ilişkin kanuni sorumluluğu)
İstanbul’da meydana gelen sel felaketlerinde araç zararına uğrayan mülk sahiplerinin gerek kasko sigortacısına başvuru gerekse idareye karşı yürütülecek tam yargı davalarında hak düşürücü sürelere riayet ederek teknik delil tespiti yaptırması tazminatın tahsili açısından belirleyicidir.
1. Danıştay 8. Dairesi, E. 2023/3754, K. 2025/3751, T. 16.04.2025 1
- Uyuşmazlığın Özü: Ankara Etimesgut’ta bir plazanın kapalı otoparkında park halindeyken sel suyu baskınına uğrayan araç için kasko sigortacısı tarafından ödenen 433.825,19 TL hasar bedelinin, hizmet kusuru gerekçesiyle Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ Genel Müdürlüğü’nden rücuen tazmini talebidir.
- Yargısal Süreç ve Karar: İlk derece idare mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi (istinaf), yağışın “meteorolojik karakterli doğal afet (mücbir sebep)” olduğu ve illiyet bağını kestiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir 1. Danıştay 8. Dairesi ise bu kararı bozmuştur.
- Kararın Temel İlkesi: Danıştay ilamında; “kategorik olarak her afet olayının, zarar ile idari eylem arasındaki illiyet bağını kestiğinin kabulü mümkün değildir… Zira afet boyutundaki yağış nedeniyle bir hasar oluşması kaçınılmaz ise de idarenin sorumluluğundaki kamu hizmetlerinin zamanında gereği gibi yürütülmemiş olması da afet esnasında o zararın oluşumuna yol açabilir” gerekçesine yer verilmiş; ayrıca bu tür sel uyuşmazlıklarında bilirkişi heyetinde mutlaka bir meteoroloji mühendisinin bulunması gerektiği hükme bağlanmıştır.
2. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/6882, K. 2022/1123, T. 31.01.2022 10
- Uyuşmazlığın Özü: Kasko sigortalı aracın yoğun yağış ve sel baskınına maruz kalması sonucunda meydana gelen hasarın tazmini amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde açılan uyuşmazlıktır.
- Kararın Temel İlkesi: Yargıtay, kasko sigortasında sel hasarı neticesinde aracın tam hasara (pert-total) uğradığı tespit edildiğinde, Kasko Sigortası Genel Şartları B.3.3.2.2. ve Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği m. 30 uyarınca, araç sahibine tazminat ödenebilmesi için aracın hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesinin ibrazının şart koşulması gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararını bu kayıtla düzelterek onamıştır.
3. Kanuni Dayanaklar
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 13 11: İdari eylemlerden ötürü açılacak tam yargı davalarında zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halükarda eylemden itibaren 5 yıl içinde idareye yazılı başvuru zorunluluğunu ve dava açma sürelerini düzenleyen emredici usul kuralıdır.
- 2560 sayılı İSKİ Kanunu m. 2/b 12: İstanbul özelinde “kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması…” görev ve yetkisinin doğrudan İSKİ Genel Müdürlüğü uhdesinde olduğunu amir yasal hükümdür.
16.10.2026
Av. İREM ŞİROLU


